News

BAŞKAN ŞAHİN ALTAŞ TV’DE “ORDU’YU YÖNETENLER” PROGRAMINA KONUK OLDU

 

 

 

Ordu Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Başkanı Servet Şahin Altaş Tv ekranlarında “Ordu’yu Yönetenler” programının canlı yayın konuğu oldu.

 

Başkan Servet Şahin, Funda Altaş Şimşit’in hazırlayıp sunduğu “Ordu’yu Yönetenler” programında, Ordu’da devam eden yatırımların son durumları, fındık politikası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından kazandırılan meslek lisesi ve Ordu Ticaret ve Sanayi Odası’nın çalışmaları hakkında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

-2019 yılı nasıl geçti?

2019 yılının sıkıntılı başlayıp iyi bittiğini söyleyen Başkan Şahin; “2019 yılı başlarken sıkıntılı olduğunu söyleyebiliriz, ama yılsonuna doğru daha iyi oldu diyebiliriz. Tabi ekonomik bir kriz var, bu kriz sadece bizde değil tüm dünyada var. 3’üncü ve 4’üncü ayda yıllık bazda faizler 31,5, şuanda 11,5, yani 3’te 2 oranında düştü. İnşallah Cumhurbaşkanımızın dediği gibi tek haneli faizlere geçeceğimizi umuyorum. Faizlerin düşmesi beklentinin üstünde oldu, belki yıllardır bankaların hükümetler üzerinde bir hegemonyası vardı, bunu son dönemde Cumhurbaşkanımızın baskısıyla yıktık. Bakıldığı zaman bugün için 11 buçuk faiz oranının gayet normal olduğunu söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

-Üretici ilk defa fındığın fiyatını bilerek bahçeye girdi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fındık konusunda ilk defa alan bazlı destekle beraber 3 dolar bir fiyat konulduğunu belirten Başkan Şahin; “3 doların altında olmayacak denilince 16 TL’nin altına fındık hiç düşmedi. Eğer devlet müdahalesi olmasaydı, TMO fındık almasaydı fındık geçen seneki gibi 2 dolar seviyelerinde olacaktı. Yani bu durumda 1 dolar daha üretici fazla kazandı diyebiliriz. Bu fındık fiyatı politikasında hem devlet kazandı, hem üretici kazandı, hem de tüccar kazandı. 2019 yılında 2 milyar dolar ihracatımız oldu. Daha önceleri 1 buçuk milyar doları geçmeyen ihracatımız vardı. Fındıkta 3 dolar gayet iyi bir fiyat ama biz önümüzdeki sene 3,5 dolar istiyoruz, yani 20 TL’nin altında olmayan bir fiyat istiyoruz. Bu fiyat politikası zaten ihracatımızın yükselmesiyle devletimize geri dönüyor. Yani üretici ne kadar güçlü olursa devletimizde güçlü oluyor. Üreticimiz kazanınca, devletimizde kazanıyor. Millet ne kadar güçlüyse devlet de o kadar güçlüdür. 3 milyar dolar döviz getiren bir ürünü 1,5 dolara kadar düşürmüştük, çok şükür 2’ye çıkardık. İnşallah bu gelişmelerle önümüzdeki dönem 3 milyar dolar diyeceğiz. Fındık ihracatı önümüzdeki son 3 yılın en yüksek rakamına ulaştı. Fındık dünyada çeşitli ülkelerde üretiliyor ama 4’de 3’ü Türkiye’de üretiliyor. Yani ipler bizim elimizde. Devlet 3 milyar dolar döviz getiren bir ürüne desteğini verirse biz o zaman ürünümüzü İtalya almasa Çin’e satarız, Hindistan’a satarız. Nasıl olsa çikolata sektörü bu fındığı kullanmak zorunda. Yok, fındığı Arjantin üretti, Gürcistan üretti, hepsini toplasan Türkiye fındığının 4’te 1’i kadar olmuyor. Allah bizlere bu fındığı lütfetmiş, eğer fındık olmasaydı fındık yetiştirilen yerlere ne ekecektik. Fındık bor madeni gibi bizim elimizde, yeter ki devletimiz bizim yanımızda olsun. Bu sefer fındık fiyatı politikası izlenirken Sayın Cumhurbaşkanımız fındık fiyatı için sadece aynı siyasi görüşte olanlarla görüşmenin dışında piyasa yoklaması da yaptı. Ombudsmanlar bölgeyi tek tek gezdi.  Bilgi almak üzere odamıza 3, 4 kişilik grup geldi, bana geldiği gibi bölgedeki diğer Sivil Toplum Kuruluşlarına da gittiler. Fiyatı verirken toplumun her kesiminin bilgisini almaya çalıştılar. Fındık fiyatı bu yıl herkesi memnun etti. Ancak mazot ve gübre desteğinin daha fazla olması gerekir. Gübre desteği şu anki desteklerden en az olanı, gübre desteğinin en az yüzde 50 olması lazım. Motor ve gübre desteği olursa biz fındıktan 10 milyar dolar kazanabiliriz. Eğer destek fazla olursa fındığı artık çuvalda satmayız da işleyerek satarız. 3 yıldır oda binamızda çikolata eğitimi veriyoruz. Bizimle beraber belediyemiz veriyor, üniversitemiz çikolata eğitimi veriyor. Bizim çikolatayı, İsviçre’ye Belçika’ya satacak halimiz yok ya Hindistan’a, ya Pakistan’a veya Çin’e satacağız. Belki bir marka olamadık ama bizim çikolatamız çok kaliteli. Tek noksanımız bir markamızın olmaması, ancak en kısa sürede ben çikolatamızın mutlaka markalaşacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

-Ülkemizde birçok zirai ürün var desteklenen fındık da bunlardan biri, ancak birçoğu seneden seneye zamlanıyor, biraz daha artış gösteriliyor. Ancak fındıkta bu artış gözükmüyor, bunun nedeni ne olabilir?

Gübre desteğinin yüzde 50 artması gerektiğini vurgulayan Başkan Şahin; “Ben fındıkta da gübre desteğinin yüzde 50 olmasını istiyorum zaten. Ancak fındıkla diğer zirai ürünleri bir tutamayız. Şöyle bir durum var, buğday ürettiğiniz 100 dönüm arazide 30 ton buğday alabiliyorsunuz. Ancak fındık ürettiğiniz 100 dönüm arazide daha farklı bir gelir elde edebiliyorsunuz. 100 dönüm arazide 30 ton buğday üreteceksin, buğdayın kilosu 2 TL yok bile, yüzde 50’si bunun zaten mazot ve gübreye gidiyor. Buğday üreticisinin gideri fındık üreticisine göre daha çok olduğu ortada, ancak şöyle bir durum da var, bizim üreticimiz çalışmıyor. Bizim üreticimiz bir Sivaslı, bir Erzurumlu, bir Konyalı kadar çalışsa bizim gelirimiz daha fazla olacak. 50-100 dönüm bir arazinin toplanması hariç tüm bakımını bir kişi 12 ay çalıştığı takdirde rahatlıkla yapar. Ancak üretici 12 ay çalışılacak, sadece fındıkta 15-20 gün çalışmakla üretici olunmaz. Yıl boyunca çalışan bir üretici 100 dönüm arazinin bakımını tek başına yapabilir. 30 dönüm, 40 dönüm arazisi olan bir üretici artık bakımını, bahçelemesini, gübrelemesini tek başına yapması lazım. Aynı zamanda toplama masraflarını düşürmek için artık makina ile toplamaya geçmemiz gerekiyor. İtalya’da fındık makina ile toplanıyor. Bizim de bahçelerimiz çok temiz olursa eğimli de olsa makina toplanabilir. Bizim üreticimiz kendini fazla yormuyor” şeklinde konuştu.

-Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan yolun tamamlanması ne durumda, tamamlandığında Ordu’ya nasıl bir katkı sağlayacak?

Karadeniz Akdeniz yolunun tamamlanması Ordu’yu lojistik bir merkez haline getireceğini söyleyen Başkan Şahin; “Bundan 2 ay önce gerçekleştirdiğimiz seyahatte incelediğimizde 2 tünelin de kaba inşaatının bitmiş olduğunu gördük. Sadece iç donanımı kalmış, inşallah Sayın Milletvekillerimiz de, Bakanımız da, Büyükşehir Belediye Başkanımız da 2020’nin 6’ncı ayında açılacağını söyledi. Bizim için bu yol çok önemli, bu yol açıldığında Sivas’tan yola çıkan 2 saat sonra, Kayseri’den yola çıkan 4 saat sonra, Maraş, Antep, İskenderun, Hatay’dan yola çıkan 6 saat sonra Ordu’da olacak. Bunun akabinde Samsun Sarp Demiryolu şu anda proje aşamasında bu da tamamlandığında inşallah Ordu bir lojistik merkez olacak. Karadeniz Akdeniz yolu, Karadeniz’den Akdeniz’e inen en kısa yol. Direk olarak 6 vilayetin içinden geçmekte ama en direk olarak 5 tane bölgeye 42 tane vilayete hitap etmektedir. Belki şu anda Ordu’nun bir limana ihtiyacı yok. Ancak yolun tamamlanması ile Sivas’ın Kayseri’nin limana ihtiyacı olacak. Çünkü Karadeniz’e komşu olan ülkelere ihracat yapan Kayserili var, Sivaslı var, Maraşlı, Antepli var. Bunlar Ukrayna’ya veya Rusya’ya ihracat yaparken hangi limanı kullanacaklar. Biz en uzun sahili olan bir iliz. Artvin, Rize, Trabzon’un kenar uzunluğu Ordu’nun kenar uzunluğu kadar yok.  Bizim Ordu olarak şu anda limana ihtiyacımız yok belki ama Karadeniz Akdeniz yolu bittiğinde, Sivaslı bu limanı isteyecek. Hatta Sivaslı bu limanı daha fazla dillendirecek. Valencia’da 4 tane liman var. Sahili en uzun illerden bir tanesiyiz, bizde neden 3 tane liman olmasın. Bu yol tamamlandığında Ordu’ya yatırımcı da gelecek. Bu yol ile birlikte Ordu bir ticaret merkezi olacak” şeklinde konuştu.

-Şehir Hastanesi Üniversitenin verdiği arazi üzerine yapılacağı konuşuluyor, siz neler söylemek istersiniz?

Şehir hastanesinin doğru yere yapıldığını belirten Başkan Şahin; “Şehir Hastanesi, botanik parkın üzerine yapılsaydı, çok kötü olacaktı. Botanik parktaki arazi küçük, 100 dönüm bir arazi var, Üniversite 220 dönüm bir arazi verdi. Neredeyse 2 buçuk katı büyük bir arazi verildi. Bir de tıp fakültesi hastanesi lazımdı, böylelikle hem de tıp fakültesi hastanesi ihtiyacı giderildi. Yapılacak şehir hastanesini aldığımız bilgiye göre özel bir sektör yapmıyor, hastaneyi Sağlık Bakanlığı yapacağından bu durum ilimiz için mükemmel oldu. Biz bu konuyu hep dillendirdik, Sayın Rektörümüz, ben arazi veriyorum, üniversitemizde arazi var dedi. 220 dönüm arazi üzerine mükemmel bir şehir hastanesi yapılacak ama Sağlık Bakanlığı tarafından yapıldığı için devlet hastanesi gibi olacak. Orası hem devlet hastanesi hem de üniversite hastanesi olacak. Böylelikle Ordunun hastane ihtiyacını da gidermiş olacak. Şu anda Ordu Devlet Hastanesinde çok iyi bir Kardiyoloji bölümü var. Eğitim Araştırma Hastanesi mükemmel hizmetler vermeye başladı. Belki biz bu hastane ile Karadeniz’in ortasında bir sağlık merkezi olacağız” şeklinde konuştu.

-Sizlerin desteği ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından yapılan 64 derslikli meslek lisesinin son durumu hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından kazandırılan okul hakkında konuşan Başkan Şahin; “64 derslikli, 11 atölyesi olan 200 kişilik pansiyona sahip, mükemmel bir kapalı spor salonu olan 20 dönüm arazi üzerine kurulmuş şu anda Türkiye’nin en büyük 3-4 okulundan bir tanesi olan son derece modern bir okulu Ordu’ya kazandırdık. Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı anlaşma ile endüstri meslek liselerinin yönetimini, yapımını ve kullanımını Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine verdi. Biz arsayı gösterdik, onlar tamamını yaptı. Anlaşmamız gereği okulun donanımını da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği üstlenecek. Şu anda Endüstri Meslek Lisesinde 1200 civarında bir öğrencimiz var, 64 derslikli bu okulumuzu rahatlıkla dolduruyoruz. Mevcut meslek lisesinin şu anda bir otomasyon grubu var, devamlı TÜBİTAK’ta ilk 10’a giren en az 3 projesi oluyor. Yani Türkiye’nin en iyi otomasyon bölümü olan okul Ordu’da, okulda resmen icat yapıyorlar. Erasmusla bu zamana kadar yurt dışına 1000 öğrenciyi getirip, götürmüşler. Mevcut okulun tamamen, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından yapılan okula taşınma kapasitesi var. 64 tane sınıf var, 20 kişilik sınıflar olursa zaten 1200 öğrenci ediyor. Okulun uzak olduğu söyleniyor. Okul uzak değil, şu anki Organize Sanayimizin bitişindeki bir arazi üzerinde, zaten şu anda da bütün öğrenciler dolmuşla gidip geliyor. Bu yapılan okulun yönetimini 5 kişi oluşturacak. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile yapılan anlaşmaya göre 3 tanesi Oda ve Borsa’dan 2 tanesi de Milli Eğitim’den olacak. Yönetim oda ve borsaya geçiyor diye okulun taşınmasını istemeyen bir grup mu var. Yani Sayın Cumhurbaşkanımızın isteklerine karşı çıkan bir yönetim var. Bu siyasi iradeye güvenerek veya sendikacılığa güvenen resmen Sayın Cumhurbaşkanımızın isteklerine karşı çıkan bir grup var. AK Parti İl Başkanı Halit Tomakin ile birlikte okulu gezdik. Ordu rutubetli bir ortam olduğu için okulda sıvalar ve boyalar dökülmeye başlamış. Okul çürümüş, sıvalar dökülmüş, çatıdan su almış, su her tarafı basmış, atölyeler bozulmuş, bahçede otlar bitmiş bir çöplük haline gelmiş. Yani sanki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ordu’ya çok kötülük yaptı. Tamam, okulun yönetimi çoğunluk olarak bize geçecek ama biz zaten milli eğitimin dışında kimseyi getiremeyiz ki. Çünkü biz devleti, milleti seven biriyiz. Biz bu devleti bu milleti sevmeseydik oraya okul yaptırmazdık. Özel menfaatlere dokunan bir grup var. Şehir içinde iş takip eden, okulun yönetimini istediği gibi kullanan bir grup var. Okulun 200 yataklı bir öğrenci pansiyonu var. Bölgede böyle bir okul yok. Bu okul sorununu ortadan kaldırmak için aybaşında, il başkanımız ben de gelirim dedi ancak gelse de gelmese de biz Ankara’da yetkililerle randevu alarak okulun açılmasını hızlandırmak için elimizden geleni yapacağız. Geçtiğimiz günlerde Dış İşleri Bakan Yardımcımız Yavuz Selim Kıran’a da konuyu ilettik. O da gerekli desteği sağlayacağını söyledi. Yine Milletvekilimiz Şenel Yediyıldız durumu biliyor. Numan Bey okulun son durumu ile ilgili rapor istedi, raporu gönderdik. Siyasilerde bir sıkıntı yok sadece okul yönetiminde, birkaç tane sendikacı yukarıdaki sendikaya güvenerek okulu taşımak istemiyor. Böyle bir rezalet olamaz. Şu anda Türkiye’nin belki de en iyi okulu kapıları kapatılarak çürümeye terkedildi. Ama inşallah, AK parti İl Başkanı aynı zamanda Meclis Başkan vekili Halit Tomakin’in de, Ankara’da gerçekleşecek ziyaretlerde bize destekleri ile okulun önümüzdeki 2020-2021 eğitim-öğretim dönemine kazandırılacağına inanıyorum.  Ayrıca bu okul için Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı 3 tane atölye sözü verdi ve bu atölyeler 2020 yılı içerisinde okula kazandırılacak. Her bölgede endüstri meslek liselerinin mükemmel olmaları için Cumhurbaşkanımızın desteği ile 3 tane atölyesini kalkınma ajansları yapacak.  Yani bizim bölgemizde 6 il var bu altı ile bu atölyeler 2020 yılı içinde yapılacak. Bizim okulun hiçbir noksanı olmayacak önümüzdeki yılda. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği zaten donanım desteği veriyor, olmadı biz bile oda olarak desteklerimizi esirgemeyiz. Tamam, 1 yıl kapalı kaldı, zayiat var ama bunu da biz kendi imkânlarımızla ortadan kaldıracağımıza inanıyorum. Her şerde bir hayır vardır. Uzadıkça yeni atölyeler ilave ettiriyoruz” şeklinde konuştu.

-Bir portatif beklerken iki tanesi ile birden tanıştık biliyorsunuz. İki sene içerisinde artık yerli otomobil üretilmeye başlayacak. Siz neler söylemek istersiniz.

Başkan Şahin; “Yerli otomobilin bizim için önemli olan kısmı ülkemize ne kazandıracağı, sadece enerji piyasasına kazandıracağı 8 ila 10 milyar dolar. Türkiye’nin ihracatının 15’de 1’i kadar para kazandıracak bu otomobil ülkemize, çünkü yakıt derdi yok, yakıt demek 8-10 milyar demek. Yakıt derdi olmayınca ülkemiz 8-10 milyar dolar para kazanacak. Çok geç kalınmış ama mükemmel bir olay. 1935’li yıllarda uçak üreten Türkiye 2020 yılında anca otomobil üretebilir hale geldi. Daha önce fırsat verilseydi bunu çok daha erken yapardık. Hem siyasi, hem dış politika, hem de ekonomi ile tüm dünyaya büyük bir ülke olduğumuzu gösteriyoruz. Artık biz bir gücüz dünyada bunu gösterebiliyoruz. Yani kalkıp biz de varız diyebiliyoruz. Daha önceleri biz randevu alıp da bazı ülkelerle görüşemezken, bugün dünyanın 5 büyük lideri Türkiye’de toplantı yapmaya başladı. Bu Türkiye’nin gücüdür inşallah daha iyi yerlerde olacağız” ifade etti.

-Sizce 2020 yılı nasıl geçecek?

Felaket senaryosu yapmaya gerek yok diyen Başkan Şahin; “Bu kadar krize rağmen, tüm dünyada kriz var, Ortadoğu’da büyük bir kriz var. İster istemez 4 milyon mülteciyi bakıyorsun. Ne yapacaksın kapıya dayanmış, biz de Yunanlılar gibi İtalyanlar gibi denizde mi boğalım. Mecbur ülkemize geldiler aş veriyoruz onlara, yükünü almasak daha iyi, Avrupa üstlense bir kısmını keşke, ama şu anda bizim sınırımızda ne yapalım biz de mi denize dökelim. En azından bir Müslüman ülke olarak, bir abi olarak bu yükü çekeceğiz” şeklinde konuştu

-Ordu Ticaret ve Sanayi Odası bu zamana kadar çok güzel çalışmalara imza attı. Biz alıştık artık daha farklı çalışmalar bekliyoruz. 2020 yılında neler yapmak istiyorsunuz, neler yapacaksınız?

Ordu Ticaret ve Sanayi odası 2020 yılı çalışmalarından da bahseden Başkan Şahin; “Bizim elektrik ile ısıtılıp, elektrik ile soğutulan bir binamız var. Elektrik tüketimini sıfıra indirmek istiyoruz. Çatıyı yenileyerek, çatıya güneş panelleri kuracağız inşallah. Proje olursa proje ile olmazsa bizim imkânlarımızla bunu hayata geçireceğiz. En azından odanın elektrik giderini sıfıra indireceğiz. Aynı zamanda, URGE projelerine ve Avrupa Birliği projelerine yeni yılda da devam edeceğiz. İyi bir proje ekibimiz var, ekibimiz o kadar kalabalık değil ama bizim kadar proje üreten başka oda yok. Mesela geçen yıl dalında 2’nci olan bir projemiz var. Yine URGE projemiz Türkiye’nin en iyi 5 projesinden biri seçildi. Düşünün 365 oda borsa var, o kadar proje içerisinden en iyi 2’ye ve en iyi 5’e giriyorsunuz. Bu bir zenginliktir. Çikolata projemiz dalında Türkiye 2’ncisi oldu. Çikolata projesiyle çikolata gündeme geldi. Biz ürettik Büyükşehir Belediyemiz üretti, biz ürettik üniversitemiz üretti. İnşallah herkes üretir. Çikolatayı üretelim aynı zamanda tüketmeye de çalışalım. Yaptığımız çikolata tamamen doğal olduğu için, 4 aydan fazla raf ömrü olmadığı için tüketilmesi de hızlı olmalı. Bir de bir marka oluşturulursa bizim için daha iyi olacak. Bu noktada da üniversitemizin geleceğine güveniyorum. Çok iyi akademisyenleri var. İnşallah bir markayı Ordu’ya kazandıracağız” diye konuştu.

 

 

 

Leave your comments

Post comment as a guest

0
terms and condition.

Comments

  • No comments found